20 Nisan 2009

İkili Delilik

İçimde iki insan var...
İki çok farklı, iki garip, iki uçta iki adam...
Biri hayatı reel parametrelerin dışında göremezken, diğeri gökyüzünü turuncuya boyuyor. Biri hayatı, insanları, karıncaları, çöp kutusundaki kediyi bile sakınırken birinin önemsediği tek şey kendisi. Biri "tek ve gerçek aşk" efsanesine inanırken, diğeri sadece aşka aşık. Biri uzaklara gitmek isterken diğeri kapıdan dışarı adım atmıyor.


Ve onları tek bir ipte tutmaya çalışan sadece bir beynim, bir vicdanım, bir kalbim var. Ama yetmiyor haliyle. Beyin kısa devre yapıyor. Vicdan devre dışı kalıyor. Kalp bu tempoyu kaldırmıyor.


O kadar farklılarken, kahretsin ki ikisinin tek bir ortak noktası var. Çok inatçılar. İkisi de bu bedende, bu beyinde yaşamlarını sürdürmek konusunda çok inatçılar. Terkedip gitmiyorlar savaş alanını. Ve bu savaşta olan hayatıma oluyor.
Hep kararsız, hep arada, hep bir şey eksik. İçinde taban tabana zıt iki insan varken, hayattan gerçekten ne istediğini nasıl bilebilirsin? Ve sen hayattan ne istediğini bile bilmezken, ona nasıl ulaşabilirsin? Ulaşsan bile farkedebilir misin? En önemlisi, ne zaman gerçekten mutlu olabilirsin?
Ne iş yapmak istediğini bilmezken, nerede olmak istediğini bilemezken... Nasıl mutlu olabilirsin?


30 yıla yaklaşan hayat tecrübemi göz önüne alırsam, "olamazsın"... Ya kendini kandırırsın ya da güzel bir hafta sonu veya başarıyla bitirdiğin bir işten sonra aldığın övgüler gibi anlık, geçici mutluluklara sıkı sıkı sarılarak bir ömrü mutlu yaşıyormuş gibi yaparsın.


Peki ya çözüm? Bilseydim, hayatımın çok içine giren, bana dokunan herkesi bir şekilde yakmaz veya ağlatmazdım... Bilsem, şu saçma yazıyı yazmak yerine mutlu bir uykuya dalar, mutlu rüyalar görürdüm. Ben mutlu rüyalar görmeyi çok uzun zaman önce bıraktım.


Hayattan ne istediğimi bilmiyorum.

Hiç yorum yok:

Merhabayın

Burası ara sıra aklıma gelen, kafamı toplayıp bi' şeyler yazabildiğim zaman uğradığım, pek de matah olmayan bir blog. Beğenilerinizi dostlarınıza, şikayetlerinizi 155'e iletiniz. Beni uğraştırmayın