24 Mayıs 2009

Eller Günahkar

Haydi eller günahkar... Peki ya diller? Onlar sanki çok mu masum? Masum tek bir organımız hatta tek bir hücremiz kaldı mı acaba? İçimdeki çocuk bile masum değil artık. Piçin bayrak taşıyanı olmadı mı o çocuk? Yalanı dolanı, kaytarmayı, dedikoduyu, bilimum şerefsizliği öğrendi kerata kısa sürede.


Sadece benim fırlama değil, artık tüm insanlığın içindeki çocuklar orospu çocuğu olmadı mı? Herkes bir şekilde yırtmanın peşinde, herkes yalanda doktora yapmış, herkes her gün yeni bir katakulli çeviriyor. Yalanın bini bir dolar civarında seyrediyor. Uluslararası pazarlarda Türk Lirası'ndan bile ucuz. Pariteler allak bullak. Borsada haysiyetin tahtası kapanmış. Mertlik gözaltı pazarından çıkamıyor.


Ama yok... Biz hala değer verdiklerimizin iyiliğine inanalım. Ne olur ne olmaz. Çünkü "o" öyle bir şey yapmaz. Yok yok, hayatta olmaz. Yalan söylemez o, cibiliyetsizlik yapmaz... Arkandan iş çevirmez. Neden? E biz ona değer veriyoruz çünkü... "O", 10 senelik arkadaşın, "o" senin kan kardeşin, "0" senin aşık olduğun kadın, "onlar" senin hayatını oluşturan insanlar... Onlar sana yanlış yapmaz, sana yalan söylemez, onlar namus timsali, değil mi?


E be köylü kızı, e be köylü kızı... Sen yapmıyor musun sana değer verenlerin arkasından Ali Cengiz oyunları? Sen çok mu masumsun? Şerefsizin önde gidenisin. Aldatmadın mı hiç? Aynı anda iki kadına açmadın mı kalbini? Ya da darda bir arkadaşına yalanlar sıralamadın mı yardım etmemek için... Anana babana bile yaşatmadın mı gündüzsüz geceler? Onlar sana değer vermedi mi hiç? Elif'in Polat'ın üzerine titrediği gibi titremediler mi senin üzerine? Ama sen hem racon hem kafa kesmedin mi yeri geldiğinde?


Hah şöyle... Yola gel... İnsanoğlu bu, en iyisi bile Cehennem'de 6 ay yatar çıkar. Kabul et bunu. Kabul et ki, rahatla biraz. Kimse melek değil. En yakın dostun bile seni satar. "Çocuklarımın anası, gözümün bebeği olacaksın Nalan" dediğin kadın gün gelir batakhane köşelerinde meze olabilir. Çok Türk filmi mi geldi? Hayat gerçekten Türk filmi ama dostum... Ve maalesef Sadri Baba ve Kemal "Şaban" Sunal'ın oynadıklarından değil. Bunları kabullen ki hayat daha fazla yormasın seni. Kabul et ki üzerinde kimseyi savunma zorunluluğu olmasın. "Aman da Hacı Cavcav, senin Karagöz'ün şunu yapmış" dediklerinde "Yapmışsa yapmıştır, banane" diyebil. Nasıl olsa sen kimseden melek olmasını beklemedikten sonra, uykusuz gecelerde seni boğan görünmez eller olmayacak artık.


Kim ne yaparsa yapsın, kendine yaparmış... Bunu da anla bre more. Her şeyin üstünü örtmek için sigaranın dumanı yeter sana. Kabullenişleri sevmezdim aslında. Aslında ne kadar aptalmışım. "Hiç kimseden gidemem gitmem, unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir" gibi şövalyelik zırhına saklanmış aptallıklarım olurdu hep*. Ama kabullenince herkesten gidebileceğini... İşte özgürlük orada başlıyor.


Ne demiş modern dünyanın ozanı eski Küçük, yeni sade Emrah; "Sevdim mi tam severim, sildim mi bir kalemde"...


* Sezen, sen alınma bebeğim.

Hiç yorum yok:

Merhabayın

Burası ara sıra aklıma gelen, kafamı toplayıp bi' şeyler yazabildiğim zaman uğradığım, pek de matah olmayan bir blog. Beğenilerinizi dostlarınıza, şikayetlerinizi 155'e iletiniz. Beni uğraştırmayın